And 10 points goes to TURKEY!
25 Mayıs 2008, 23:47
Yurdumuzun küçük odasında toplanmış Eurovision gecesinin başlamasını bekliyorduk. Çok heyecanlıydık, milliyetçilik duygularımız doruklara ulaşmış, Mor ve Ötesi’nin nasıl bir performans göstereceğini merakla bekliyorduk. Şarkılar söylenmeye başladıktan sonra hiçbir siyasi düşünce ayrımı yapmadan, ülkeleri sadece müziğine göre sıraladığımızda kendi ülkemize ufak bir kıyak geçmeden yapamamıştık. Kalplerimizin birincisi olan Türkiye kayıtlarımızda da ilk üçe girmişti.
Sıra oylamaya geldiğinde heyecan iyice doruklardaydı; hayat memat meselesi gibiydi. İlk başlarda her ülkeden az ya da çok oy alıyorduk. Türklerin nüfus olarak kendilerini hissettirdikleri ülkelerden yanılmadığım gibi iyi oylar gelmişti. Ama körler ve sağırlar her zaman olduğu gibi birbirlerini ağırlamaya devam ediyor; biz ise bu ağırlanma karşısında avucumuzu açmış ufak bir teselli bekliyorduk. İskandinav ülkeleri kendi aralarında puanları paylaşmış, Güney Kıbrıs Yunanistan’ı her zamanki gibi pohpohlamış, biz de belki bu sefer olur diye umutlanmıştık. Bir şeyler bekledik, ama olmadı. Komşularımız bizi yüzüstü bırakmaz dedik, bu seferde yanıldık. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözünü kanıtlarcasına yüksek oylar, gurbetçilerimiz yoğunlukta olduğu Almanya, Fransa ve Hollanda’dan geldi. Hele Hollanda sonuçları açıkladığında ve 10 puan Türkiye’ye geldiğinde; yurtları milli takım gol atıldıktan sonra duyulan naralar çınlattı. Velhasıl, puanlar sonuçlandı ve Türkiye’miz yarışmayı 7. olarak tamamladı.
Eurovision’a katılmaya başladığımız ilk günden itibaren, onu milli gurur meselesi yapmışızdır. Sanki yarışmayı kazanırsak bir şarkıyla dahi olsa AB’ye girmiş kadar olacağımızı hissetmemiz, televizyondan gözlerimizi ayırmadan izleyip sonuçlar açılandığında yine bize vermediler diye iç geçirmemiz ve her milli maçta, her şehit cenazesinde olduğu gibi anlık milliyetçiliğimizin kabarması ve saniyesinde unutulması gibi. Oysa Eurovision sadece müziğin ve sözlerin yarıştığı, ülkelerin sanatsal alanlarda da birbirleriyle bir araya gelebileceklerini gösterdikleri, son zamanlarda görselliğinde kendini hissettirdiği bir yarışma olmalıydı. Fakat bunu ne biz ne de onlar becerebiliyoruz. Şarkı yarışması dahi olsa politik görüş yansıtma; milliyetçiliği tanımlayan dil, din, ırk, kültür, tarih gibi etnik öğelerin ülkelerde ne kadarını barındırıldığına bakma; ya da uluslar arası arenada onların hoşlanacakları kararı verip sempatilerini kazanarak bir yerlere gelme, yarışmanın kaderi olmuş gibi… Eurovision’da birinci olmak için bir kez daha insanların ekmeklerine yağ sürüp bizi sevmelerini bekleyeceğiz galiba, yoksa müzikmiş, sözmüş kime ne…
Senay Oruç - ODTÜSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi /3
Yorum yazın:
