Umutla Yaşamak
6 Haziran 2010, 22:46 | 683 kez okundu
İzlediğim filmler, okuduğum kitaplar, karşılaştığım insanlar kısacası şu anki hayatım sanki beni büyük bir süprize götüren ipuçlarıymış gibi, sanki ulaşmak istediğim, yıllardır peşinden koştuğum içimdeki o kocaman boşluğu dolduracak olan kayıp parçaya çok yakınmışım gibi geliyor. Belki boş bir umut yada hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir heyecan ancak konu hayat olduğu zaman bu güne kadar edindiğim tüm tecrübeler bana karamsarlığın anlamsız bir düşünce şekli olduğunu gösterdi.
Nasıl mı? Şöyle ki;
Hepimiz hergün sabah erkenden kalkıp işlerimize gidiyoruz. İyi yada kötü bir sürü insanla boğuşuyoruz, sanki çok anlamlıymış gibi bir şeyleri zamanında üretmeye çalışıyor yada o ürünü birilerine satmak için türlü türlü yollar arıyoruz. Aslında olayda tam bununla başlıyor, üretme ve tüketme üzerine kurulu bu sistem içerisinde böylelikle yerimizi almış oluyoruz. İşe gidip geliyor, para kazanıyoruz. Günün geri kalan zamanını da kazandığımız parayı nasıl harcayacağımızı planlayarak geçiriyoruz. Kimimiz iş çıkışı arkadaşlarıyla buluşup yemek yemeğe, biraz içmeye ve esas önemlisi laflamaya gidiyor, kimimiz doğru spor salonuna koşup öğlen yediği mantının kalorilerini yakmaya uğraşıyor, kimimizse direk evine gelip televizyon karşısına uzanıp uykuya dalıyor. Hayat bu şekilde hızla akıp giderken benim gibi bazıları da yaptığı işin kendisi ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını ve bu şekilde devam edemeyeceğinin farkındalığı altında kıvranıyor. Zaman gerçekten çok hızlı akıyor, sanki uyuyorum ve uyandığımda bir yıl daha geçmiş gitmiş ancak bununla ters orantılı olarak gerçekleştirmek istediğim onlarca hayalimden de hala bir o kadar uzaktayım.
Her sabah evden çıkarken büyük günün geldiğini, hayallerime giden yolda kaybolmuş ve çıkışı bulamazken, o işaretin artık geleceğini düşlerken buluyorum kendimi. Tabiki hayaller bekleyerek ve sadece umut ederek gerçekleşmez ancak bazen hayat insanı o kadar farklı yollara sokuyor ki, çabalasanda çırpınsanda sesini duyacak birini beklemekten başka çare kalmıyor. Olsun ben yine de ümitliyim, bir gün sesimin duyulacağına hatta çok kısa sürede hayatın benim için özenle hazırladığı süprizime kavuşacağıma inanıyorum. Hayat garip işte, nerde ne ile karşılaşacağımız hatta bu diyarlarda ne kadar kalacağımız belli değil. Herşey alabildiğine belirsizken, bütün umutsuzluklara inat gökyüzüne kaldırıyorum başımı ve evet şemsiyemin üzerindeki küçücük delikten sızıp yüzüme damlayacak o yağmur tanesini umutla bekliyorum. Çünkü biliyorum, umut etmeyi bıraktığım anda o tanecik yüzüme damlasa bile ben değerini anlayabilecek bilinçte olmayacağım. Hayat uzun yada kısa bazen tozlu bazen zorlu bence genellikle güneşli ama yine de zaman zaman fırtınalı ve kaybedişlerle dolu ancak bedenim hissizleşene, nefesim kesilene dek umut etmekten vazgeçemeyeceğimi biliyorum.
Bulutların arasında göremesenizde güneşi , gözlerinizi kapadığınızda içinizi ısıtan kendi güneşinizin farkına varmalısınız;
Umutla yaşamak..
Simge Özünlü
Endüstri Mühendisi



Yazan:




Gözünü karartabilmek gerek bazen hayatta…
Umutlarının gerçekleşmesi için beklemekten başka çarem yok demek kolaya kaçmaktır.
Doğrul ve en büyük hayalinin ne olduğuna karar ver,
Ama KARAR VER!
Ve “O” günün gelip Tinkerbell’in sihirli değneğiyle sana da dokunmasını beklemekten vazgeç!
Haydi bir adım at umuda doğru…
Önce kendin, sonra etrafındakiler için…