Çocukluğunun Gelini

23 Mart 2011, 20:33


Garlardan geçiyorum. Özlemişim bu telaşı, herkes bir yerlere varmak için koşuşturuyor, ellerinde bavullar, belki sıcak kucaklaşmalar, belki zoraki! Kimi gülerek karşılıyor, kimi ağlayarak el sallıyor. “Yolcu kalmasın” diye bağıranlar. Bin telaş! Ben mi neredeyim bu esnada? Ben tam keşmekeşin ortasında; durduğum yerde rüzgar yüzüme çarpıyor, sızlıyor etlerim. Ufak bir çanta sırtımda, ne koyabilirim ki sonuçta başka? Bütün eşyalarım, yüküm, içimdeki bavulda… Fütursuzca insanlara bakıyorum. Belki boş, bomboş, başıboş… Yollara vuruyorum ama bildiğim bir şey var , çok iyi hemde: İnsanoğlu istediği kadar uzaklaşsın içindekileri bırakamıyor, onunla gidiyor. Yani  bu gitmek aslında kaçış değil, varmaya gitmektir! Peki varacağım yer neresidir? Kararımda hemfikirim. Mütereddit değilim anlayacağınız! İlk defa belki de “keşke”li cümlelerim yok. Yüreğimi ferahfeza eden belki de tek şey bu; yapabileceğim herşeyi yaptım ben iliklerime kadar!

O kadar şeffaftım ki; ne usandım, ne utandım. Dönüp bakıyorum semaya öyle bir kara sevda salmışım ki, öylesine güzel uçuyor ki! Bunu da gördü, öğrendi yüreğim diyorum. Ne bunaldım, ne bulandım. Net adımlardı hep attıklarım. Bu da bir nevi yolculuktu ve ben gelirken sana tek yön bileti almıştım oysa ki! Saygı yitirildi, duvarlarım kırıldı ve sen yol inşaa ettin gitmem için, uğurlamadın, el sallamadın. Bağırışların öyle silah sesinde ki kulaklarımda patlıyor ve ben vuruluyorum, yürüyorum, arkamdan kan akıyor geldiğim yol boyunca. Çocukluğunun gelininin üzerindeki bembeyaz elbise şimdi kandan kıpkırmızı!

Oysa Şems ne demişti: “Yorulacaksan, zorlanacaksan, şikayetçi olacaksan , keşkelere sığınacaksan, söze ‘ama’ diye başlayacaksan, girme aşk yoluna; aşk yolunda dönüş yoktur! Aşk der ki sana:Yolumdaysan başım feda yoluna; ama bil ki senin de başını isterim yoluma. Kahır, kapris gelecekse senden amenna! Ama ayağına diken batarsa yolumda ah edip vahlanma! Aşk bilek gücü değil, yürek gücüdür. Yüreğin yetmiyorsa düşme yollara!”

Madem yüreğin yetmiyordu, ne diye düştün yoluma?

Burcu Gül



İlginizi çekebilecek yazılar:

Toplam 8 yorum yapılmış

  1. mavisapka | 26 Nisan 2011, 13:28

    YENİ ZIRHIN HAYIRLI OLSUN

  2. BurcuGul | 27 Nisan 2011, 15:27

    “zırh” tan kastımıza bağlı aslında bu hayırlılık

  3. mavisapka | 28 Nisan 2011, 09:21

    ben hiç kimsenin boş yere acı çekmesini istemem. acının bir zırh olarak ruhunu koruyacağına inanırım.

  4. agghhhmed | 28 Nisan 2011, 18:19

    kalemine sağlık çok güzel bir yazı. özellikle son cümle mükemmeldi.”Madem yüreğin yetmiyordu, ne diye düştün yoluma”

  5. BurcuGul | 11 Mayıs 2011, 10:46

    Doğru, ruhumu koruyorum gayem bu, çok teşekkür ederim Sayın MaviŞapka…

    Öyle değil midir ? Hep gelirler bin heyecanlar, sonra yüreklerinin ,bizim yüreğimize yetmediğini görünce gitmek için ellerinden geleni yaparlar…Varsın olsun, canları sağolsun, yüreğimiz dipdiri ayaktadır her daim, kocaman!Teşekkür ederim yorumun için

  6. mavisapka | 11 Mayıs 2011, 11:49

    evet… aslında farkında değiller. bu gün sevgisini, inancını, aşkını bitiren yarın kendi değerlerini bitirir. değerler bittiği zamanda kişinin ve kişiliğin hiç bir anlamı kalmaz. ki bir bakıma bitki de canlıdır…

  7. Aysun Barut | 11 Mayıs 2011, 19:12

    Çok sevdim bu yazıyı çok! Elinize, yüreğinize sağlık…

  8. BurcuGul | 13 Mayıs 2011, 09:11

    çok teşekkür ederim…

Yorum yazın: