Ölümden Sonrası
6 Şubat 2011, 21:32
Öldükten sonra ne olacağımız, nereye gideceğimiz ya da gidecek miyiz kişilerin kendi inançlarına göre değişen bir olgudur. Ama geride kalanlar için ‘’ölümden sonrası’’ benzerdir.
Ölümle tanışmam aslında çok geç oldu. 18 yaşındaydım ve o zamana kadar ölüm denen kavramın benim haneme hiç uğramayacağını düşünüyordum. Korunaklıydım çünkü bana göre. Ama hayat bana göre hareket etmiyordu. Şubatın soğuk, karlı bir öğleninde içimde büyük sıkıntılarla okuldan döndüğüme, ‘’o’’ nun soğuk nefesini hissettim ensemde… O an neler hissettiğimi dile getirmek isterdim ama hatırlamıyorum. Geçici delilik anı olsa gerek, sadece uyuştuğumu hissettim. Beynimi düşüncelere kapandığını, mantıklı hiçbir şeyin kalmadığını… Hayatın eskisi gibi olmayacağını bütün iliklerinde hissederken ama bunun nasıl olacağını bilemediğimi hatırlıyorum. Bir de ağladığımı, göz pınarlarımın benim kontrolümden çıkıp kendi bağımsızlıklarını ilan ettiklerini hatırlıyorum.. Biraz sakinleşince kızmıştım, herkese, aileme, insanlara çünkü benden gizlemişlerdi bu olayı. Son kez veda etmeme bile izin vermemişlerdi. Beni korumak istedikleri için! Aileler günü kurtarmak adına ne kadar da düşüncesiz davranıyorlar. Bu gizlemenin yaratacağı sorunları düşünmemiş olmalarına kızdım.
Günler devam ediyordu. Sabah uyan, okula git, dershaneye git, ÖSS’ye çalış. Her şey dışarıdan normal gözüküyordu ama ben normal değildim. Her çalan telefona koşa koşa gidiyordum ‘’bir yanlışlık olmuş, o yaşıyor’’ diye bir haber almak için. Biliyordum gerçek olmadığını ama umut işte insanlara neler yaptırıyor. Lisede olduğum için her gün insanlarla görüşmem gerekiyordu, arkadaşım olan insanlarla.. Ama hiç birine bir şey anlatamıyordum, neyim olduğumu her sorduklarında yorgun olduğum cevabıyla onları savuşturuyordum. Anlatamıyordum hala anlatamam. Onlarda sadece acıma duygusu oluşturan şey, benim hayatımı alt üst eden bir şeydi. Anlamazlardı, anlatacak gücüm de yoktu. Hayata bakış açım değiştiği gibi insanlara da bakış açım değişmişti. Küçük problemleri için ağlayan, üzülen insanları gördükçe sinirleniyordum. ‘’Böyle dertlere ağlanır mı hiç, ne kadar salaklar , bak benim çektiğim acıya’’ diyerek acımı yüceltip diğer her şeyi küçümsüyordum. Kurtulamadığım vicdan azabımdı belki de bana böyle hissettiren. Cenazede olamamanın verdiği burukluk, benden 650 km. uzakta olduğu için de tatili beklemem gerekiyordu yanına gitmek için.
Günler devam ediyordu. Ben artık eskisi gibi değildim. Hiçbir şeye güvenemiyordum, herkesi kaybetme korkusu vardı içimde. Birinden beş dakika haber alamayayım aklıma ölüm geliyordu. Plan yapamaz olmuştum. Bilemiyordum daha ne kadar yaşayacağımı çünkü ölüm bir kere çalmıştı kapımı. Günler devam etti ve tatil geldi. Ben ÖSS tercihlerimi, senelerdir istediğim meslekten vazgeçip onun mezun olduğu okulun bütün bölümleri yönünde yapmıştım. Bütün karşı çıkan insanlara rağmen.. Tatil geldi ve onun ‘’yeni evi’’ne gitmek üzereydim. Ne yapacağımı bilemiyordum. İlk kez böyle bir durumla karşı karşıyaydım. Oraya gittiğimde tek hissettiğim huzurdu. Niye böyle hissediyordum bilmiyorum ama huzurdu. Onun yanında olmanın verdiği huzur belki de, belki de tek olmadığımı hissetmemdi. Bütün insanları birleştiren tek şey ölümmüş onu anladım ben orada. Herkesin ortak yarasıymış, herkesin acısı en büyük acıymış…
Ölüm insandan çok şey götürüyor, güveni, mutluluğu, huzuru.. Yeri geliyor bir daha hiç mutlu olamayacağını düşündürüp , gülmek denen kavramın ne olduğunu unutturuyor. İsyan bayraklarını açtırıp akıl almaz düşüncelerin tohumlarını beyne saçıyor. Götürürken vermeyi ihmal etmiyor ama gücü veriyor, değer bilmeyi, bu dünyanın gelip geçici olduğunu, hiçbir şeyin sabit olmadığını öğretiyor, her şeye hazırlıklı olmayı. Artıları eksilerinden az ama maalesef. Ve zaman hiçbir şeye ilaç olmuyor. Her şey ilk günkü tazeliğinde kalıyor. Sadece daha sakin kalmayı öğreniyorsun, travmalarını törpülemeyi, acını içinde yaşamayı. Çığlıklarını susturmak ve maskeyle dolaşmak senin için normal bir şey olsa da ‘’ölümden sonra’’ kimsenin hayatı aynı kalmaz, kalamaz.
Bu gerçekle yaşamak ise bir sanat.
Ezgi ALTIOK
İlginizi çekebilecek yazılar:
Yorum yazın:

Yazan:



